Çorum Müzesi’nde Görmeniz Gereken 5 Eser

9/9/2022

5 Minute

Çorum Müzesi’nde Görmeniz Gereken 5 Eser

Uygarlığın beşiği sayılan Anadolu’da keyifli bir yolculuğa çıkmaya hazır mısınız? Çorum Müzesi, ziyaretçilerine uygarlık tarihinde 8000 yıllık bir yolculuk sunuyor. Çorum ve çevresindeki kazılar sırasında çıkarılan eserler Anadolu’nun kadim uygarlıklarının tarihine ışık tutuyor. 1968 yılında açılan ve 2003 yılından beri yeni binasında hizmet veren Çorum Müzesi, sadece ev sahipliği eserlerle değil aynı zamanda binasıyla da ziyaretçilerine farklı bir deneyim sunuyor. Korunması Gerekli Taşınmaz Kültür Varlığı olarak tescillenen müze binası kronolojik olarak hazırlanmış bir akışı takip ediyor. Bu akış Kalkolitik Çağ’dan günümüze kadar uzanıyor. 

Çorum ve çevresinde gerçekleştirilen kazılarda bulunan eserlerin birçoğu Çorum Müzesi’nde görülebilir. Bu eserler arasında UNESCO Dünya Belleği Listesine alınan Hitit dönemi çivi yazılı tabletler, kil mühür baskılı bulalar, seramikler, cam eserler ve sikkeler bulunur. Buna ek olarak, kültür tarihini yansıtan Etnografya Salonu’nda Çorum’a özgü el sanatlarını çağdaş müzecilik anlayışına uygun olarak görebilirsiniz. Tüm eserler birbirinden değerli olsa da Çorum Müzesi’nde mutlaka görmeniz gereken 5 eseri sizler için derledik. 

 

1. Hüseyindede Vazosu 

Hüseyindede Vazosu

MÖ. 16. yüzyıla tarihlenen ve keşfedildiği yerden adını alan Hüseyindede Vazosu kabartmalı bir kült vazosu olarak sınıflandırılır. Kabartmalı kült vazolar, Eski Hitit Çağı’nın dini ve yönetimsel tasvir sanatının en önemli temsilcileri olarak düşünülebilirler. Vazonun üzerindeki betimlemeler bir konuya ve hikâyeye sahiptir. Vazonun üzerinde tarım yılının başına denk gelen ilkbahar kutlamaları anlatılmaktadır. İlk sahnede fırtına tanrısının kutsal hayvanı olan hörgüçlü boğalar enerjik ve kudretli olarak tasvir edilir. İkinci sahnede ise kurban olarak sunulacak hayvanların götürülüşü ve ibadetler betimlenir. Üçüncü sahnede ise müzik eşliğinde kült gereçlerinin taşınışı gösterilir.

 

2. Kırların Koruyucu Tanrısı Heykelciği 

Kırların Koruyucu Tanrısı Heykelciği

Doğanın canlı ve sayısız güçlerle dolu olduğuna inanan Hititler, somut nesneleri ve doğa olaylarını tanrısal varlık olarak görmekteydi. Bu sebeple doğayla ilişkisi olduğunu düşündükleri tanrılarını tasvir ederlerdi. Asıl adı Dingir Lama Lil olan Kırların Korucu Tanrısı da bunlardan biridir. Heykelcik Hitit Dönemi’ne tarihlenir ve Alacahöyük buluntuları arasında yer alır. Heykelciğin hangi malzemeden yapıldığına dair bir bilgi olmasa da altın kaplama yapısıyla göz alıcıdır. Kırların Koruyucu Tanrısı; iri çerçeveli gözlerle ve kemerli burnuna bitişik çatık kaşlarla tasvir edilir. Tanrının sol elinde bir kartal, sağ elinde Lituus bulunmaktadır. 

3. Mühür Baskısı

Mühür Baskısı

Kadeş Anlaşması’nı duymayanımız yoktur. İlk uluslararası yazılı barış anlaşmasını imzalayan III. Hattuşili ve eşinin Puduhepa’ya ait mühürleri ise Çorum Müzesi’nde görebilirsiniz. Bulla adı verilen mühür baskıları Anadolu’da sadece anlaşmalar için önemli değildi, pek çok farklı alanda da kullanılabilirdi. Paketler, yiyecekler ve içecek kapları, tahta sandıklar ve değerli eşyaların saklandığı odaların kapıları bullalar ile kapatılabilirdi. Bullalar hem güvenliği sağlardı hem de farklı eşyaların karışmasını önlemek açısından kullanışlılardı. Kraliyet ailesine ait mühürler ise bu eserdeki gibi farklı bir özelliğiyle diğer bullalardan ayrılırdı. Mühürlerde çivi yazısı kullanımı sadece kral, kraliçe ve bazı kraliyet üyelerinin sahip olduğu bir ayrıcalıktı. 

4. Kantar Ağırlığı

Kantar Ağırlığı

Kantarlar günümüzde olduğu gibi Roma ve Doğu Roma devirleri boyunca da ticari hayatın vazgeçilmez bir parçasıdır. Bronzdan yapılan kantarlar kolay taşınabilmesi sebebiyle tüccarlar arasında popüler bir yere sahiptir. Roma Dönemi’nde kantar topuzları genellikle küre, çokgen prizma, büst veya heykelcik şeklinde yapılırlar. MS. 5. Yüzyılın ikinci çeyreğinde ise yerlerini bu eserde de görülebileceği gibi imparatoriçe büstlerine bırakırlar. İmparatoriçenin büstünün kullanılmasının sebebinin herhangi bir sahtecilik yapılmadığını göstermek için ve müşteriye güven vermek için olduğu düşünülmektedir. 

5. Dans Eden Tanrı Heykelciği

Dans Eden Tanrı Heykelciği

Boğazköy kazılarında bulunan ve MÖ. 14.-13. yüzyıla tarihlenen heykelciğin savaşçı bir tanrının alışılmadık bir imgesi olduğu düşünülmektedir. Heykelciğin bacakları ve kolları tahrip olmuşsa da figürün dans ettiği anlaşılmaktadır ve bu durum heykelciği alışılmadık kılar. Dar alınlı ve perçemli oval yüzü; çatık kaşlar, içleri çukur iri göz bebekleri, yayvan bir burun ve kapalı ağızla birlikte tasvir edilir. Bedeninin alt kısmına sıkıca bir etek sarılmıştır ve süslü kuşağına bir hançer sokulmuştur. 

Çorum Müzesi’nde saydığımızdan daha fazla göz alıcı eseri görebilirsiniz. Çorum Müzesi’ni ziyaret etmişken eserlerin çıkarıldığı ören yerlerini de görmek isterseniz yaşayabileceğiniz deneyim hakkında bilgi edinmek için Turkish Museums YouTube kanalımızda yer alan "Uncovering: Hattuşa" isimli videomuzu seyredebilirsiniz. 

Menu
English
Login